film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2016 Salı

HEM FİLM HEM KİTAP TAVSİYESİ 2




                     DİRİLİŞ - THE REVENANT

         Sıcacık bir Ankara akşamından merhaba. Sıcacık evet, çünkü son günlerde etkili olan lodos buraları oldukça ısıttı, Migren ağrılarımı tetiklemediği sürece lodusu seviyorum ama çok sürmez yakında yine karla kaplanır etrafımızdaki dağlar ve yine "Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar" paylaşımlarımız başlar.
     
          Bugün sizlere dün eşimin tavsiyesiyle (biraz zorlamış da olabilir:)) izlediğimiz  bir filmden bahsetmek istiyorum. Başta tarzım değilmiş gibi gelmişti ama eşim; "Altın Küreyi aldı, yüksek ihtimalle Oscar alacak" deyince ilgimi çekti. Bu arada film Türkiye'de 22 Ocak'ta gösterime girecek.  Konusuna gelince, kürkleri için hayvanları avlayan bir grubun çalışanlarından olan Hugh Glass (Leonardo DiCaprio) başarılı bir tuzakçıdır, fakat avlandıkları bölgede hem belalı Kızılderililer hem de Fransız grubu vardır. Ayrıca Hugh Glass Kızılderili topluluğunu yakından tanıyan, dillerini akıcı bir şekilde konuşan hatta aşık olup evlendiği Kızılderili bir kadından 15-16 yaşlarında bir oğlu olan tecrübeli bir avcıdır. Yine bir av sonrası Kızılderililer toplanan kürkleri almak için Hugh Glass'ın ekibine saldırır. Bu saldırıdan kaçarken Hugh Glass, bir ayı saldırısına uğrar. Bu saldırıda çok ağır bir şekilde yaralanan ve yaşama şansı pek az olan Hugh Glass, ekibi yavaşlatmaktadır ve ağırlaşan kış şartlarından dolayı ekip onu ölüme terk eder. O öldüğünde son görevlerini yapmak üzere iki kişi görevlendirilir. Glass'ın oğlu da ekiptedir ve o da babasının yanında kalır. Gelişen olaylarla birlikte içlerinden biri olan Fitzgerald (Tom Hardy) Glass'ın oğlunu öldürür ve Glass'ı diri diri mezara atarak giderler. Glass içindeki intikam ateşi, tecrübesi ve yaşamı idame taktikleri ile yaşama tutunur. Zor şartlar altında uzun bir yol katederek amacına ulaşır.


       
          Bu mücadele 19. yy.da Amerika sınırında yaşanan destansı bir hayatta kalma mücadelesidir. Leonardo Dicaprio'nun oyunculuğu bu filmle zirve yapmıştır diyebiliriz ki aldığı ve alacağı ödüller bunun en iyi göstergesi olacaktır. Filmdeki görsel efektler son derece gerçekçi olmakla birlikte, hem acıyı hem soğuğu hem de mücadeleci ruhu hissedebilirsiniz.

          Film, Michael Punke'nin kaleme aldığı The Revenant A Novel of Revenge kitabından beyaz perdeye uyarlanmıştır. Kitabın henüz Türkçe çevirisi yok.(?) Ben bulamamış da olabilirim. Yönetmenliğini Alejandro Ganzalez İnarritu yapmıştır. Süresi ise 2 saat 16 dk.dır.
       
          Bu seferlik "kitaba öncelik vermenizi umarak" veda edemiyorum. Kitabı göreniniz, duyanınız olursa bana da haber vermesini umarak iyi geceler diliyorum.
















8 Ocak 2016 Cuma

HEM FİLM HEM KİTAP TAVSİYESİ



   
   

    Film izlemek için cumartesi-pazardan daha güzel bir alternatif var mı? Sanırım yok. Bu yüzden cuma gecesinden bir tavsiye geliyor.  BİZİM BÜYÜK ÇARESİZLİĞİMİZ. Barış Bıçakçı'nın çok çok severek okuduğum mükemmel romanıdır kendileri. Seyfi Teoman'ın yönetmenliğinde beyaz perdeye uyarlanarak 2011 de vizyona girmiştir. Konusuna gelince; iki arkadaş Ender ve Çetin... Aynı zamanda aynı evde yaşayan iki sıkı dost. Günün birinde aynı kıza; Nihal'e aşık oluyorlar. Sonrasında gelişen olaylar ise içtenlikle, tüm gerçekliğiyle ve tatlı tatlı anlatılıyor. Kitapta da çok sade bir üslup kullanılmıştı. Ayrıca kitapta bol bol Ankara betimlemeleri yer alıyor dolayısıyla bu filmle birlikte Ankara'nın neredeyse her köşesini gezmek mümkün. Ankara severlere şiddetle tavsiye edilir. Son olarak, ben kitabın sonunda biraz daha ağlamaklı olmuştum (belki birazcık ağlamış olabilirim) ama filmin sonunda kitaptaki hüznü hissedemedim, mutlu son izlenimi oluştu zihnimde. Sanırım yönetmen izleyiciye kıyamamış; Oysa Barış Bıçakçi
     "...Çetin ve Ender , hala o sisin içinde, seni bekliyor, bekliyor, bekliyor..." diyerek bitirmişti. 
Kitaba öncelik vermenizi umarak iyi geceler diliyorummm.